AB’nin 1.200 km’lik Doğu Akdeniz elektrik hattı Türkiye’nin itirazlarına ve finansman engeline takıldı
AB’nin Yunanistan, Güney Kıbrıs ve İsrail’in elektrik şebekelerini birbirine bağlamayı hedefleyen 1,9 milyar euroluk Great Sea Interconnector projesi, Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanı anlaşmazlıklarının yanı sıra finansman ve maliyet paylaşımı sorunları nedeniyle gecikiyor.
Avrupa Birliği’nin daha entegre bir elektrik şebekesi kurma çabası, giderek daha tanıdık hale gelen bir engele takılıyor: Jeopolitik.
Yunanistan, Güney Kıbrıs ve İsrail’in elektrik şebekelerini birbirine bağlamayı amaçlayan 1,9 milyar avroluk Great Sea Interconnector (GSI) projesi, Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanlarına ilişkin anlaşmazlıkların güzergâhın siyasi açıdan hassas bölümlerindeki çalışmaları zorlaştırması nedeniyle art arda gecikmeler yaşadı.
Brüksel açısından projenin önemi tek bir altyapı yatırımıyla sınırlı değil. Yaklaşık 1.200 kilometrelik denizaltı kablosunun tamamlanması, Güney Kıbrıs’ın AB içinde birlik genelindeki elektrik şebekesine bağlantısı bulunmayan tek üye devlet olma durumuna son verecek.
Projenin aynı zamanda bölgesel enerji güvenliğini güçlendirmesi ve yenilenebilir enerjinin daha fazla kullanılmasına olanak sağlaması bekleniyor. Güney Kıbrıs’ın da daha düşük elektrik faturalarından faydalanması öngörülüyor. Avrupa Komisyonu, projeye halihazırda 657 milyon avro kaynak tahsis etti ve AB’nin yaşlanan elektrik şebekelerini yenileme ve hızla artan temiz enerji üretimini sisteme dahil etme hedefleri doğrultusunda projeyi stratejik yatırım olarak belirledi.
Ancak GSI, şu anda jeopolitik, finansal ve ticari engellerin bir araya gelmesiyle karşı karşıya. Bu durum, Brüksel’in daha bağlantılı bir Avrupa enerji sistemi oluşturma hedefini fiziksel altyapıya dönüştürmenin ne kadar zor olduğunu ortaya koyuyor.
Bölgesel anlaşmazlıklar
Projenin karşı karşıya olduğu en acil jeopolitik sorun, Türkiye’nin deniz yetki alanlarına ilişkin iddialarından kaynaklanıyor.
GSI, Girit ve Kassos Yunan adalarının güney ve doğusundaki sulardan geçecek; Yunanistan, Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi uyarınca burada kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölge üzerinde egemen haklara sahip olduğunu savunuyor.
Yunanistan, Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi (BMDHS) kapsamında bu bölgelerde kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölgesi üzerinde egemen haklara sahip olduğunu savunuyor.
Sözleşmeye taraf olmayan Türkiye ise Yunanistan’ın yorumuna itiraz ediyor ve adaların, taleplerinin ana karanın kıta sahanlığıyla örtüştüğü durumlarda otomatik olarak tam deniz yetki alanları oluşturamayacağını belirtiyor.
Bu anlaşmazlığın proje üzerinde şimdiden somut etkileri oldu.
Yunanistan, 2024 yılında, araştırma gemilerinin faaliyet göstermesinin planlandığı bölgelerde Türk savaş gemilerinin konuşlandırılmasının ardından açık deniz araştırma programının bazı bölümlerini erteledi. Olaylar doğrudan bir çatışmaya dönüşmese de tartışmalı deniz bölgelerinden geçen altyapı projelerinin karşı karşıya olduğu riskleri ortaya koydu.
Royal Holloway, Londra Üniversitesi’nde jeopolitik profesörü ve fakülte dekanı olan Klaus Dodds, Türkiye’nin GSI’yi Yunanistan ve Güney Kıbrıs’ın üzerinde hak iddia ettiği deniz sınırlarına ve münhasır ekonomik bölgelere yönelik bir meydan okuma olarak gördüğünü söyledi.
Dodds, Euronews’e yaptığı açıklamada, “GSI tamamlanırsa, bu yalnızca bir elektrik iletim kablosundan ibaret olmayacak,” dedi.
Akademisyen, projenin aynı zamanda Yunanistan, Güney Kıbrıs ve İsrail arasında Ankara’nın şüpheyle yaklaştığı yakın bir ittifakı da ortaya koyacağını ifade etti.
Türkiye’nin itirazları, enerji bağlantılarına ilişkin kendi alternatif vizyonuyla da bağlantılı.
Dodds, Ankara’nın, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) ile Türkiye arasında rakip bir denizaltı elektrik bağlantısı geliştirmeyi tercih edeceğini belirtti.
Avrupa Komisyonu ise, Doğu Akdeniz’in geleceği üzerindeki daha geniş mücadelenin de yansıması olarak, Güney Kıbrıs’ın elektrik alanındaki tecridini sonlandırmak için siyasi ve mali açıdan desteklediği tek projenin GSI olduğunu net biçimde ortaya koydu.
Bir Komisyon sözcüsü Euronews’e “AB’nin Doğu Akdeniz’de istikrarlı ve güvenli bir ortamdan kaynaklanan stratejik çıkarları vardır ve hem kendi çıkarlarını hem de üye devletlerinin çıkarlarını savunmaya, aynı zamanda bölgesel istikrarı korumaya kararlıdır,” dedi.
Türkiye’nin “Mavi Vatan” doktrini, Ankara’nın bölgedeki deniz yetki alanlarına ilişkin iddialarına ve egemenlik haklarına güçlü bir vurgu yaparken, Yunanistan, Kıbrıs ve İsrail arasındaki yakınlaşan iş birliği de rekabete yeni bir boyut ekledi.
Diplomasi ve Ekonomi Enstitüsü politika araştırmacısı Haşim Tekineş’e göre, Suriye’de Beşar Esad rejiminin Aralık 2024’te devrilmesinden bu yana Türkiye ve İsrail birbirlerini giderek daha fazla ulusal güvenlik tehdidi olarak görüyor.
Bu çerçevede, Yunanistan ile İsrail arasındaki giderek yakınlaşan ilişkiler Ankara’nın endişelerini daha da artırdı.
Tekineş, Türkiye’nin Yunanistan ile İsrail arasındaki ilişkilerin güçlenmesini kendisini kuşatma ve yalnızlaştırmaya yönelik olası bir girişim olarak değerlendirdiğini söyledi.
Tekineş ayrıca Ankara’nın GSI projesinin tamamlanmasını, özellikle Türkiye’nin Avrupa, Orta Doğu ve diğer bölgeler arasında bir enerji köprüsü olma hedefi göz önüne alındığında, hem jeopolitik nüfuz hem de ekonomik fırsat kaybı olarak görebileceğini ifade etti.
Brüksel projeyi rayda tutmaya çalışıyor
AB açısından mesele yalnızca Akdeniz’in bir ucundan diğerine kablo döşemek değil; Avrupa’nın deniz yetki alanları konusunda en fazla anlaşmazlığın yaşandığı bölgelerinden birinde stratejik bir enerji projesini hayata geçirmek.
Enerjiden Sorumlu Komisyon Üyesi Dan Jorgensen, Doğu Akdeniz’de istikrarlı bir ortamın korunması ve AB ile Türkiye arasında iş birliğine dayalı ilişkilerin geliştirilmesi açısından uluslararası hukuk ve çok taraflılığın önemini vurguladı.
Avrupa Komisyonu ayrıca Türkiye’nin Güney Kıbrıs ile KKTC arasında ayrı bir denizaltı elektrik bağlantısı kurma planlarına karşı uyarıda bulundu.
Bu arada Türkiye, denizcilik doktrinini revize etmeye hazırlanıyor. Ankara, mayıs ayında denizcilik doktrinini yasal güvence altına almayı planladığını açıklamıştı. Ancak konunun Meclis’te ele alınması daha sonra ekim ayına ertelendi.
Doktrinin nihai metninin nasıl şekilleneceği ise belirsizliğini koruyor. Türk araştırmacı Tekineş, Türkiye ile AB veya ABD arasındaki ilişkilerin daha da yakınlaşmasının dahi Yunanistan-İsrail iş birliğini ya da GSI gibi projeleri Ankara açısından kabul edilebilir hale getirmesinin olası olmadığını söyledi.
Bu durum, kablo projesini daha geniş bir jeopolitik rekabetin etkisine açık bırakıyor ve projenin hayata geçirilmesini zorlaştırmaya devam edebilecek bir tablo ortaya koyuyor.
Projeyi kim finanse edecek?
Yunanistan ve Güney Kıbrıs da milyarlarca euroluk elektrik bağlantı projesinin nasıl finanse edileceği ve maliyetin nihai olarak elektrik tüketicilerine nasıl yansıtılacağı konusunda yıllardır anlaşmazlık yaşıyor.
Milyonlarca euroluk AB finansmanına ek olarak, projenin geri kalan finansmanını, daha önce EuroAsia Interconnector olarak bilinen GSI projesini devralan Yunanistan’ın elektrik iletim operatörü Bağımsız Elektrik İletim Operatörü (IPTO) karşılayacak. Projenin başlangıçta 2024 yılında faaliyete geçmesi planlanıyordu.
Son düzenlemeye göre Güney Kıbrıs’ın maliyetin yüzde 63’ünü, yaklaşık 786 milyon euroyu, Yunanistan’ın ise yüzde 37’sini, yaklaşık 460 milyon euroyu karşılaması bekleniyordu.
Yunanistan, projenin ana faydalanıcısı ve AB’nin elektrik şebekesine bağlantısı bulunmayan son izole elektrik piyasası olması nedeniyle Kıbrıs’ın mali yükün daha büyük bir bölümünü üstlenmesi gerektiğini savunuyor. Kıbrıs ise kablo faaliyete geçmeden önce yüksek maliyetlerin tüketicilerin üzerine yüklenmeyeceğine dair güvence talep ediyor.
Atina ve Lefkoşa, nisan ayında Avrupa Yatırım Bankası’ndan projenin uygulanabilirliğini, maliyet tahminlerini ve elektrik piyasasına entegrasyonunu yeniden değerlendirmesini istedi. Avrupa Yatırım Bankası’nın 1,9 milyar euroluk ilk maliyet tahmininin yükseldiği sonucuna varması halinde ek finansman veya yeni yatırımcılar aranabilir.
Proje, daha önceki finansman planının ilerleme kaydedememesinin ardından fiilen yeniden değerlendiriliyor. Söz konusu plan, AB hibeleri, Avrupa Yatırım Bankası kredileri ve projenin yatırımcılarından sağlanacak finansmana dayanıyordu. Ancak Avrupa Yatırım Bankası daha önce projenin mali açıdan uygulanabilirliğine ilişkin şüphelerini dile getirmişti.
Avrupa Yatırım Bankası sözcüsü Euronews’e yaptığı açıklamada, GSI’ın finansmanına ilişkin görüşmelerin “devam ettiğini” ve olası bir finansman talebinin bankanın politika ve prosedürleri doğrultusunda değerlendirileceğini söyledi.
Sözcü, “Bu aşamada finansmanın değerlendirmeye alınıp alınmayacağı konusunda herhangi bir sonuca varılmış değil. Değerlendirme süreci tamamlanmadan önce bu sürecin ayrıntıları hakkında yorum yapmıyoruz,” ifadelerini kullandı.
