Küba: ABD ablukası BM yardımını engelledi, çocuklar hayatını kaybetti
ABD’nin uyguladığı abluka ve Küba devletiyle iş yapan şirketleri hedef alan genişletilmiş yaptırımlar, adadaki ekonomik ve enerji krizini daha da derinleştirdi. Söz konusu gelişmeler, Küba’nın son birkaç on yılda karşı karşıya kaldığı en ağır ekonomik ve enerji bunalımının şiddetlenmesine yol açtı.
Küba hükümeti, ABD’nin ülkeye yönelik petrol ablukasının Birleşmiş Milletler’in (BM) insani yardım dağıtımını aksattığını açıkladı. Yetkililere göre yakıt sıkıntısı nedeniyle BM’ye ait 170 konteyner insani yardım ihtiyaç sahiplerine ulaştırılamıyor.
ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, ocak ayında Küba’nın en büyük petrol tedarikçisi olan Venezuela’dan gelen sevkiyatları durdurmuş ve adaya petrol sağlayan diğer ülkelere de yaptırım tehdidinde bulunmuştu. Bu süreçte yalnızca Rusya’dan gelen bir petrol tankerinin Küba’ya ulaşabildiği belirtiliyor.
Küba Dışişleri Bakanı Bruno Rodriguez, değeri 6,3 milyon dolar olan 170 konteyner BM yardımının yakıt yetersizliği nedeniyle yararlanıcılara ulaştırılamadığını söyledi. Rodriguez, X platformunda yaptığı paylaşımda ABD’nin enerji ablukasının yalnızca Küba ekonomisini sekteye uğratmadığını, aynı zamanda uluslararası kuruluşların faaliyetlerini de olumsuz etkilediğini ifade etti.
Birleşmiş Milletler yetkilileri daha önce de ülkedeki yakıt krizinin insani yardım operasyonlarını ciddi şekilde zorlaştırdığı uyarısında bulunmuştu.
Devletle iş yapan şirketleri cezalandıran genişletilmiş ABD yaptırımlarıyla birleşen abluka, adanın onlarca yıldır gördüğü en ağır ekonomik ve enerji krizini daha da derinleştirdi.
Son günlerde Havana’nın bazı bölgeleri aynı anda 30 saate varan elektrik kesintileri yaşıyor; gıda, akan su ve ilaç giderek daha da zor bulunur hale geliyor.
Trump, Florida kıyısının 150 kilometre açığında bulunan Küba’nın ABD ulusal güvenliğine büyük bir tehdit oluşturduğunu öne sürüyor ve 9,6 milyon nüfuslu ada için “dostane bir ele geçirme” olasılığını gündeme getirdi.
Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, pazartesi günü ABD yaptırımlarının “derhal kaldırılması” çağrısında bulundu.
“Doktorların hayati tıbbi malzeme ve ilaçlara erişimi olmadığı için çocuklar ölüyor. Bu kabul edilemez,” dedi.
Askeri müdahale için bahane
ABD’ye akredite en üst düzey Kübalı diplomat, salı günü yaptığı açıklamada, Küba liderliğini hedef alan son ABD yaptırımları ile eski Devlet Başkanı Raul Castro hakkında hazırlanan iddianamenin, Trump yönetiminin Amerikan halkını bir askeri müdahaleyi desteklemeye ikna etmek için kullandığı bir “bahane” olduğunu söyledi.
Büyükelçi Lianys Torres Rivera, aralarında dışişleri bakanı ve devlet başkanının da bulunduğu diğer Kübalı yetkililerin Trump yönetimine yönelttiği suçlamaları tekrarladı ve ABD’nin onlarca yıllık ambargosu ile enerji sevkiyatına yönelik yeni ablukasıyla Kübalı sivilleri hedef aldığından şikayet etti.
Washington’daki Küba büyükelçiliğinde konuşan Torres Rivera, “Liderlerimize uygulanan yaptırımları, Amerikan halkına bizim tehdit olduğumuz fikrini aşılamak için kullanılan bir bahane olarak görüyoruz,” dedi.
“Biz ABD için bir tehdit değiliz ve çatışma istemiyoruz.”
Resmi unvanı maslahatgüzar olan Torres Rivera, içinde bulunulan durumu “bombasız bir savaş” olarak nitelendirdi.
Küba hükümetini zorlama ya da güç kullanarak değiştirme girişimlerinin şiddetli bir direnişle karşılaşacağını söyledi.
Geçen ay federal bir jüri tarafından Castro hakkında hazırlanan iddianameye atıfla, “Raul kutsaldır,” dedi.
95 yaşındaki eski devlet başkanı, Küba savunma bakanı olduğu dönemde, 1996 yılında Miami merkezli sürgün grubu Brothers to the Rescue’ya ait silahsız iki sivil uçağın düşürülmesiyle bağlantılı komplo ve cinayet suçlamalarıyla karşı karşıya.
Torres Rivera, “Raul devrimin kutsal bir sembolüdür ve tıpkı ülkemizi savunacağımız gibi Raúl’ü de sonuna kadar savunacağız,” dedi. “Saldırıya uğrarsak karşılık vereceğiz ve buna hazırız. Ama bunu istemiyoruz.”
Trump, Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve yönetimdeki diğer yetkililer, Küba’nın ekonomik sıkıntılarından ABD’nin sorumlu olduğunu defalarca reddetti ve suçu sürekli olarak hükümetin sosyalist politikalarına yükledi.
Adaya yönelik bir askeri müdahale seçeneğini masadan kaldırmış değiller, ancak Kübalı yetkililere reform yapmaları için zaman tanımaya hazır olduklarını söylüyorlar.
